KPSS’DE 0,2 PUAN İLE ATANAMAMIŞ BİR ÖĞRENCİMİN SAMİMİ İTİRAFLARI VE TAVSİYELERİ

ANASAYFA

KPSS’DE 0,2 PUANLA ATANAMAMIŞ ÖĞRENCİNİN TAVSİYELERİ

SANAL MATEMATİK KİTABININ AYRINTILI AÇIKLAMASI

 HAKKIMIZDA

 SATIN AL

 İLETİŞİM


Değerli öğrenci veya veli

Değerli hocam HASAN YENİYIL ‘ın ricasını kıramadım ve belki de benim yaptığım hatayı siz yapmazsınız diye bu yazıyı yazdım. Size bir faydası dokunur ise kendimi bahtiyar hissederim.

Öncelikle 0,2 puan ile atanamamak deyince birçoğunuzun şu an kafasında bir şey canlanmadığını biliyorum. Durumun vahametini şöyle anlatayım, bu şu demek:

Genel kültür kısmında benim 6 yanlışım vardı. Yani neredeyse hepsi doğru. Eğitim bilimlerinde 61 doğrum vardı.

Gk Gy ve Eğitim netlerim aşağıdaki gibidir:

Gördüğünüz üzere genel yetenek kısmına tek kelimeyle “rezalet!” diyebiliriz.

 

Öabt netlerim:

Alan sınavında 50 soru vardı bizim zamanımızda. 40 soruyu kendimden emin olarak işaretledim.

Kalan soruların çoğunda iki şık arasındaydım ve şıklar birbirine şu yakınlıktaydı: A- Drama B- Dramatizasyon C-…

Ki o sene konu anlatım kitabımızda “Drama” parantez içine “Dramatizasyon” yazılarak anlatılmıştı. Sınavda bazen böyle sürprizler yaşıyorsunuz. Meğer bu ikisi farklı şeylermiş, diyorsunuz. Arkama yaslandım ve düşündüm. Soruların hepsini işaretlersem ve 1-2 tanesi bile doğru çıkarsa kârda olacaktım. İşaretledim ve işaretlediklerimin hepsi yanlış çıktı. Komik tarafı boş bıraktığım iki soruyu işaretleseydim onlar doğru çıkacakmış. Kötü ve komik bir şans. Bu kötü şans aha sonra da ne yazık ki peşimi bırakmadı. 2015’te 1800 kişi alan bölümüm 2016’da 121 kişi aldı. Ben de 0,2 puan ile atamayı kaçırmış oldum. Çok fazla keşke var. Örneğin: Arkama yaslandığım dakikalarda “bu soruları boş bırakmalıyım. Doğruluğundan emin olduğum 40 soru yeter de artar.” kararını vermiş olsaydım atanmış olacaktım. Şayet yanlış yaptığım o sorulardan bir tanesini bile “bunu da işaretlemeyeyim.” deyip boş bırakmış olsaydım atanmış olacaktım. İşte 0,2 puan ile atanamamak bu demek. Fazladan bir doğru çıkarmak bile değil, yanlış yaptığın bir soruyu yalnızca “bunu da işaretlemeyeyim yahu.” diyerek işaretlemiyorsun ve atanıyorsun. Bu kadar.

Yaptığım yanlışlar ise ne yazık ki aslında bildiğim şeylerdi. Buna hazır olun, yaptığınız yanlışlar ne yazık ki dikkatsizlik gibi faktörlerden dolayı aslında bildiğiniz konular arasından çıkacak. Genel yetenek kısmında ise ne yazık ki matematik ve sözel mantığa neredeyse bakmamıştım bile.

“İşe yarar olan tek acı, üzerinden ders çıkarılan ve olumlu yönde değişime yol açan acıdır, fakat yine de en iyisi bunların hiç acı çekmeden yaşanmış olmasıdır. Acı çekmekte hiçbir onur yoktur. Acı çekmenin insanı kemale erdirmek gibi bir garantisi ve misyonu yoktur.”

Görüyoruz ki üzücü hadiseler ancak üzerinden ders çıkarılırlarsa işe yarardırlar. Yoksa yalnızca pişman olup “ah vah” ettiğimiz durumlar olarak kalırlar. Size keşkelerimi sıralamamın nedeni de öylece yakınıp ah vah etmek değil, birlikte buradan bir ders çıkarmaktır.

Bugünden geçmişe bakınca hatalarımı şöyle sıralayabilirim:

Sözel mantığa vakit ayırmamak.

Matematiğe vakit ayırmamak.

Çünkü konuya bir de bu açıdan bakılabilir: O arada kaldığın sorularla oyalanmak yerine eğer matematikten kek diyebileceğimiz bir soruyu yapmış olsaydım atanmıştım.

Sözel mantıktan bir soru yapmış olsaydım atanmıştım.

Her dersin kolay soruları mutlaka var.

Sözel mantık için bu sene rüştü hoca’yı keşfettim.

Rüştü hocanın yukarıda linkini verdiğim “sözel mantığı fulleten 6 taktik” başlıklı videosunu izledim. Bu bana “acaba yapabilir miyim?” sorusunu düşündürttü. İster istemez önüme çıkan diğer videoları izlemeye başladım. Bunu kahvaltı ederken, yemek yerken gibi zamanlarda izleyerek yapıyordum. Yani aslında ekstra bir zaman da harcamamış oluyordum çünkü zaten yemek yiyordum ve bu zamanı da böyle değerlendiriyordum. Birkaç video ve birkaç günden sonra geçmiş yıllarda alıp hiç dokunmadığım çıkmış sözel mantık sorularına bakayım dedim. İlk soruyu yapamadım. Sonra soruda ufak bir noktayı kaçırdığımı fark ettim. İkinci soruyu yaptım. Ve hayatımda ilk kez bir sözel mantık sorusunu yapabildiğim için evde yemin ediyorum koştum. Şaka yapmıyorum. Daha sonra elime aldığım sözel mantık sorularını eninde sonunda çözer hâle geldim. Arkadaşlar gerçekten ama gerçekten korkmayın ve o dünyaya girin. Bu videoyla başlayın. Şaşıracaksınız çözdüğünüz ilk soruda. Kendinize güveniniz gelecek.

Gelelim matematiğe: Sizin de duyduğunuza emin olduğum bazı “kitapların” methi çok yapıldı. Onlar da iyidir şüphesiz elbette ama ben bu yıl keşfettiğim Sanal Matematik Kitabı’nı önermeye geldim buraya. Çok övüp “reklam işte, tabii övecek!” hissine kapılmanızı ve abarttığımı düşünmenizi istemiyorum ama hiç övmeyip hakkını yemek de istemiyorum. Zira şahsen ben matematik özürlüsü birisi olarak bu sistemle matematiğimi hayli ilerlettim. Bazen denemelerde 20 netten fazla yapıyorum ki kpss’de zaman zaman bir sayısal öğrencisinin yakalayamadığı bir net sayısıdır bu.

Sistemi diğerlerinden farklı kılan yönlerini çalışmaya başladığınızda daha ilk konularda, hatta buna da gerek yok, sadece sitedeki demo’yu indirseniz ve biraz incelerseniz bile fark edersiniz. İnsan çalışırken Aşk Tesadüfleri Sever filmindeki Mehmet Günsür gibi “sen nerdeydin şimdiye kadar?” falan diyor. Bu yüzden övgüyü hak ediyor.  Fazla tevazunun sonu vasattan nasihat dinlemektir. Bu yüzden hakkını vererek övüp reklamını yapıyorum. Çalışırken, problem çözerken falan “bir dakika ya ben  şu an matematik yapıyorum!!!” diye taklalar parendeler atası geliyor insanın, ciddiyim.

Matematik için size önerim bu sitedir. Yapın, matematik yapın. Yemin ediyorum yapılıyor. Hiç korkmayın.

İşte bunlar benim yaptığım hatalardı.

Gelelim coğrafya, tarih, vatandaşlığa.

Ben bu dersleri nasıl full’e yakın yaptım tecrübelerimi paylaşayım.

Öncelikle bir dershaneye gittim elbette. Dershane şart mı? Bir plan yapmakta iyi olmayanlar için evet şart. Benim gibi plan yapma özürlüyseniz ve miskinliğe meyilli biriyseniz dershaneye gidin arkadaşlar. En azından önünüzü görürsünüz ve her hafta hangi konuları bitireceğinizi bilirsiniz. Hafta hafta, gün gün hedefleriniz belli olur.

Bizim dershanemiz haftada üç gün idi. Ben bu üç günlük derse girmeden önce her ders için mutlaka o hafta hangi konuyu göreceksek şöyle bir göz gezdirip girdim. Bakın dikkat edin, konuyu bütünüyle ezberledim, hayvan gibi çalıştım demiyorum. Başlıklara bir göz attım. Ne var ne yok göz ucuyla baktım. Kafamda bütünü oluşturdum, bir harita çizdim.

Ders günü ise konuyu ayrıntılarıyla öğrendim, önemli yerlerini işaretledim, not aldım.

Eve geldiğimde ise bu notları temize geçtim.

Tarih için konuşmak gerekirse bir a3 kâğıdı aldım. A3 kâğıtlarını bilirsiniz, büyük resim kâğıdı olur ya onlardan bahsediyorum. Örneğin Osmanlı Yükselme Dönemi’nin bütün padişahlarını kağıdın sol üst köşesine tarihleriyle yazdım. Daha sonra her padişahın döneminde ne olduğunu kâğıdın ayrı bölümlerine bir harita oluşturur gibi yazdım. Bu, tek bir kâğıda baktığımda bütün o dönemde ne olduğunu hatırlamakta inanılmaz kolaylık sağladı. Artık soruları okuduğumda o kâğıtta oluşturduğum haritadaki “neyin nerede olduğu” muhabbetinden dolayı aklıma bir şekilde geliyor ve doğru cevaba içgüdüsel olarak ulaşıyordum.

Bunu eğitim bilimlerinde de yaptım.

Coğrafya öğretmenimiz gerçekten çok iyiydi. Bu konuda şanslı olduğumu kabul ediyorum. Coğrafya dersinde de yine bütünü görmek çok önemli aslında.

Çalışma sistemini özetlemek gerekirse şöyle:

Derse girmeden önce göz gezdir – derse gir ve notlar al – evde tekrar et ve temize geç – hafta sonu bütün haftayı tekrar et ve konuyla ilgili testler çöz – ay sonu ise bütün ayı tekrar et.

“Tekrar ve test” en önemlisi sevgili arkadaşlar.

Ve unutmayın her konuyu benzerlerinden ayırt etmek özellikle eğitim bilimlerinde en önemlisi. Eğitim bilimlerinde konuyu bilmekten daha önemli olan bir şey varsa o da tekniklerin ayırt edicilerini çok iyi bilmektir. Çünkü bazen bir kelimeden soruyu yakalıyorsunuz.

Ben 0,2 puan ile atanamadım. Bakın arkadaşlar İlahiyat, İslami İlimler gibi bölümlerde ben Türkiye 1. si ya da 2.si çıkıyorum.

Tıklayınız

Tıklayınız

Kendi branşımda yine ilk 1000 kişinin arasındayım ve fakat sonuç kağıdımda 40 bininci, 50 bininci kişinin kâğıdında ne yazıyorsa şu an bende de o yazıyor. Siz bunu istemiyorsanız bütün bunların yanı sıra matematiğe, sözel mantığa mutlaka vakit ayırın. Şu yukarıda verdiğim sistemlerin yararlarını mutlaka göreceksiniz. “Ya zaten yapamayacağım, zaman yetmeyecek” demeyin. Hepsinin çaresi var. Örneğin “Turlama tekniği nedir?” bir araştırın.  Çünkü bir süre sonra klasik kek matematik sorularını ayırt edebiliyor hâle gelecek ve hangisine öncelik vermeniz gerektiğini kestirebileceksiniz. İnanmayacaksınız ama genel kültür kısmı bilene 20 – 30 dakika arkadaşlar. Taş çatlasa 30 – 35 dakikada bitiyor. Buna emin olabilirsiniz. Türkçede çok oyalandığınız sorular olacak. Kafanız mı karıştı, geçin abicim, bekleme yapmayın soruda. Geçin matematiğin kek sorularına. Sonra dönersiniz o oyalandığınız soruya. Yemin ediyorum 1 soru, bakın 1 soruyla atanır gidersiniz. Yapmayın bunu, tamam mı? Sözel mantıkta yine Rüştü Hoca’yla beraber Ali Özbek hocaya mutlaka bakın. Youtube’da kanalı var. Ali Özbek hoca “4 soru 4 saniye” lafını çok kullanır videolarında. Gerçekten 4 soru 4 saniye. Ama bilene. Vaktini ayırıp birazcık ön yargısız bakan birisi sözel mantığı da matematiği de rahatlıkla halleder.

Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Soruları olanlar iletişimdeki mail adresinden ulaşabilirler. Cevaplayabildiğimi cevaplarım. Herkese iyi çalışmalar.